TÜRKİYE, AK PARTİ’NİN ALDIĞI KARARLA NÜKLEER ENERJİYE YATIRIMDA SON VİRAJDA
Dünyada 50 yıl önce nükleer enerji konusunda çalışmaya başlayan ilk ülkeler arasında bulunmasına rağmen nükleer santral ihaleleri üç kez başarısızlıkla sonuçlanan Türkiye, dördüncü ihalenin yöntem ve takvimini bu yılın birinci çeyreğinde açıklayacak. Enerji çevreleri ve bürokratların uzun süredir üzerinde çalıştığı nükleer santral yatırımları konusunda resmi açıklamayı ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yapacak.
Yıllarca sürüncemede kalan nükleer enerjide yatırım kararları uygulamaya geçerse, Türkiye 2015′te elektrik enerjisinin yüzde 7′sinden fazlasını nükleer santraller vasıtasıyla elde edecek. 2030 enerji ihtiyacı tahminlerine göre dünya enerji talebi yüzde 50-60 artarken, Türkiye’nin yüzde 160 artacak. Doğalgaz ve petrol açısından enerjide dışa bağımlılık yüzde 80′lere dayanacak. Nükleer santraller açığı kapatmanın alternatiflerinden biri haline gelecek.
2012′de reaktörlerini elektrik enerjisi üretir hale getirmek isteyen Türkiye’nin dünyaya yapacağı ilk deklarasyon ‘nükleerin barışçıl amaçlı’ kullanımı konusunda olacak. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) santrallerin yer seçiminden, mevzuat ve insan kaynaklarına kadar pek çok alanda Türkiye’yi mercek altına aldı. Enerji koridorlarında yeni yılın en hareketli günleri artık nükleer için yaşanacak. Fransa, ABD, Kanada, Güney Kore, Rusya ve Japonya gibi teknoloji üreten ülkelerin hepsi bu yarışta bulunacak. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na (TAEK) yapılan ziyaret trafiği de bunu gözler önüne seriyor. Turgut Özal’lı yıllarda gerçekleştirilen ikinci ihalenin iptal sebebi olan ‘yap işlet devret modeli’ de yeni süreçte yatırım yöntemleri arasında yer alıyor.

AKP’NİN NÜKLEER ENERJİ ATILIMLARI
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Atom Enerjisi Kurumu’nun hazırladığı nükleer program Türkiye’de bir süredir unutulan atom santralları tartışmasını yeniden başlattı. İki aşamalı programda toplam 5 santral yapılması planlanıyor. AKP hükümeti, kamuoyuna henüz açıklanmayan “Nükleer Enerji Strateji Belgesi” kapsamında üç santral için çalışma başlattı. Özel sektörden teklif istendi, ilk santralın Sinop’a kurulacağı açıklandı.
ENERJİ AÇIĞI VE ÇÖZÜMLERİ
Türkiye’nin enerji politikaları, stratejik çıkarları açısından nükleer santral zorunlu. Enerji tüketimi yılda yüzde 6-9 artıyor. Gelecek yıl alarm zilleri çalacak. Önümüzdeki 20 yılda talebin 602.200 ila 767.600 GWh’ye ulaşması bekleniyor. Hükümete göre, 178 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Ağırlık barajlara ve kömüre verilecek ama sistem nükleer santrallarla desteklenmeli, enerji üretimi çeşitlendirilmeli. 55 bin MW’lık öncelikli ihtiyacın 45 bin MW’ının nükleer enerjiyle karşılanması planlanıyor. İlk aşamada, özel sektöre 5 bin MW’lık yatırım imkanı verilecek. Dünyada nükleer santrallara rağbet büyük. Üretici firmalar siparişe yetişemiyor. Bugün sipariş versek 2015’te teslim edilebilir.
AK PARTİ DÖNEMİNDE YENİLEBİLİR ENERJİ ATILIMLARI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Sivas Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen programda ”Türkiye Enerji ve Madencilik Politikaları ve Uygulamaları” konulu bir sunum yaptı. Güler, burada yaptığı açıklamada, rüzgar, güneş, su gibi konularda önemli adımlar attıklarını, yatırımların özel sektör üzerinden de yürütülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin jeotermal kaynaklarının haritasını çıkardıklarını ifade eden Bakan Güler, bunların sıcaklıklarına göre değişiklik gösterdiğini belirtti. Bu konuda Türkiye’nin Avrupa’da birinci, dünyada yedinci olduğunu anlatan Bakan Güler, ”Ama içerdiği su boşa akıyor. Bu suyu tekrar yerin altına basmamız lazım. Bu konuda MTA size yardımcı olsun. Suyu tekrar, tekrar kullanma imkanımızı yakalayalım” dedi. Türkiye’de jeotermalin yenilebilir enerji olarak çok öne çıkacağını ifade eden Güler, ”Değerli Sivaslılar sondaj makinelerinizi hazır edin. Daha derine inecek, sondaj makineleriyle deleceğiz. Daha önce sondaj 20 bin metreydi, şu an 200 bin metreyi geçti, hedefimiz 1 milyon metre sondaj. Özellikle Ege Bölgesi’nde jeotermal, doğal gazla yarışabilecek durumda” diye konuştu. Ulu Önder Atatürk’ün ”İstikbal göklerdedir” sözünü hatırlatan Bakan Güler, o sözün gereklerini Türkiye’nin yerine getirdiğini, kendilerinin de bu sözden ilham alarak şimdi ”İstikbal derinlerdedir” dediklerini, daha derinlere ineceklerini, daha derinlerden madenler, jeotermal kaynaklar çıkaracaklarını kaydetti. Güler, Enerji Bakanlığı olarak bundan sonra yapacakları bütün çalışmaların yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği üzerine olacağını ifade etti. Türkiye’nin madencilik, rüzgar ve jeotermal haritalarını da hazırladıklarını belirten Bakan Güler, buna bağlı olarak şirketlerin çalışma yapabileceklerini anlattı.

TÜRKİYE KYOTO PROTOKOLÜNE KATILIYOR
Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik uluslar arası bir sözleşme . BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanan Protokol, 2005 yılında 55 ülkenin taraf olmasıyla yürürlüğe girdi. Bugüne kadar 177 ülke ve AB’nin taraf olduğu protokolün ilk yükümlülük dönemi, 2012 yılında sona erecek. Tasarının gerekçesinde, Türkiye’nin Kyoto Protokolüne taraf olmayan çok az sayıdaki ülkeden biri olduğuna işaret edildi, ”Kyoto Protokolü kapsamındaki uluslararası rejime katılacağımız için, özel sektörde sera gazı salım azaltımı için yapılabilecek projeler daha kolay teşvik edilebilecek ve özellikle uzun vadede başta enerji güvenliği olmak üzere ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir” denildi.
TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, Türkiye’nin Kyoto sözleşmesine taraf olmakla 2013 yılında yürürlüğe girecek yeni sözleşmede kendi hakkını koruma imkanı bulacağını bildirdi. TBMM Genel Kurulunda, Türkiye’nin, 11 Aralık 1997′de Japonya’nın Kyoto kentinde imzalanan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin tasarının görüşmeleri sürüyor.
AKP Grubu adına söz alan Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, uluslararası platformlarda üzerinde en çok tartışılan konuların terörle mücadele ve iklim değişikliğiyle mücadele olduğunu söyledi. Kyoto Protokolünün, BM tarafından yürütülen Uluslararası İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin alt sözleşmesi olduğunu belirten Özdalga, sözleşmenin sera gazı salınımlarına sınırlama öngördüğünü bildirdi. Özdalga, sera gazı salınımı yüksek olan ülkelerin Kyoto ek listesinde yer aldığını belirterek, Türkiye’nin bu listede bulunmadığını, sözleşmeye taraf olunması halinde Türkiye’nin emisyon indirimine tabi tutulmayacağını kaydetti.“Türkiye, Kyoto’yu onaylamakla 2013′te yürürlüğe girecek yeni sözleşmede kendi hakkını koruyacak” diyen Özdalga, Kyoto sözleşmesinin onaylanması halinde yükümlülüğün söz konusu olmayacağını söyledi. Emisyon salınımının indirilmesinin yeni teknoloji ve yeni enerji biçimleriyle mümkün olabileceğine dikkati çeken Özdalga, “Türkiye’nin, bu gelişmelerin dışında kalmama şansı olacak. Emisyon salınımının azaltılması filtre takmayla değil, yeni üretim teknolojilerine geçişle mümkün olacak. Bu tür gelişmelerle ilgili henüz bir yükümlülük ortada yok” dedi. Özdalga, rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’nin 2002′de Avrupa’da sonuncusu olmasına karşın yapılan yatırımlarla bugün Avrupa’da 13. sırada bulunduğunu kaydetti.
gelişmiş ulkeler sevıyesıne ulasmann tek yolunu nukleer santrallerde goruyorum
elımızdekı kozu kullanmalıyız madenlerımızı dısardan almıyoruz zaten elımızde mevcut ve ıktıdarda bu kadar gucluyken start vermeliyiz caga uymak degıl cag atlamak icin sarttır artık nufusa baglı olarak nukleer enerjıye mecburuz avm
By: avm on Mart 31, 2009
at 1:22 pm